Tottenham etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tottenham etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ekim 2012 Pazartesi

PL 8. Hafta: Tottenham 2 - 4 Chelsea

Milli maç arasından sonra da bol gollü galibiyetlerimize devam ediyoruz... Nordsjælland ve Norwich'in ardından bu sefer de Tottenham'ı kendi sahasında dörtledik. Mata 2 gol, 1 asistle maçın yıldızı oldu. Bu galibiyetle birlikte ligde puanımızı 22'ye yükselttik ve 4 puanlık farkı koruyoruz. Şimdi sırada Şampiyonlar Ligi maçı var. Shakhtar deplasmanı zorlu geçecek şüphesiz. Ama dört gün içinde iki kez karşılaşacağımız Man Utd maçları öncesi iyi bir sınav olacak. Kendimizi denememiz için iyi bir fırsat... Yarın Ukrayna'dan galibiyetle dönmemiz hem grupta işimizi kolaylaştırır hem de zaten yüksek olan morallerimizi bir kat daha yükseltir. Daha sonra görüşmek üzere.



***
Goller: Cahill 17; Mata 66, 69; Sturridge 90 - Gallas 46; Defoe 54

Chelsea (4-2-3-1): Cech (k); Ivanovic, Cahill, David Luiz, Cole; Mikel, Ramires; Mata, Oscar (Sturridge 83), Hazard (Lampard 89); Torres

Tottenham (4-2-3-1): Friedel; Walker, Gallas (k), Caulker, Vertonghen; Sandro, Huddlestone (Livermore 67); Lennon, Sigurdsson, Dempsey (Adebayor 74); Defoe

Hakem: Mike Dean // Seyirci: 36,060

15 Nisan 2012 Pazar

FA Cup ½ Final: Tottenham 1 - 5 Chelsea

Maç yazısı bulunmamaktadır...

Tottenham - Chelsea maçının ilk yarısını indirmek için>>

Tottenham - Chelsea maçının ikinci yarısını indirmek için>>

***
Goller: Drogba 42; Mata 48; Ramires 76; Lampard 80; Malouda 90+3 - Bale 55

Chelsea (4-2-3-1): Cech; Bosingwa, David Luiz (Cahill 58), Terry (k), Cole; Mikel, Lampard; Ramires (Malouda 80), Mata , Kalou; Drogba (Torres 84)

Tottenham (4-4-1-1): Cudicini; Walker, King (k), Gallas, Assou-Ekotto; Lennon, Modric, Parker, Bale; Van der Vaart (Defoe 74); Adebayor

Hakem: Martin Atkinson // Seyirci: 85,731

27 Mart 2012 Salı

PL 30. Hafta: Chelsea 0 - 0 Tottenham

Maç yazısı bulunmamaktadır...

Chelsea - Tottenham maçının ilk yarısını indirmek için >>
http://uploaded.to/file/behsg7sm/Chelsea-Tottenham.1st.avi
Chelsea - Tottenham maçının ikinci yarısını indirmek için >>
http://uploaded.to/file/5u0xmox6/Chelsea-Tottenham.2nd.avi

***
Chelsea (4-2-3-1): Cech; Bosingwa (D Luiz 59), Cahill, Terry (k), Cole; Essien (Torres 75), Lampard; Ramires, Mata, Sturridge (Kalou 88); Drogba

Tottenham (4-3-3): Friedel; Walker, Gallas, Kaboul, Assou-Ekotto; Sandro (Livermore 76), Parker (k), Modric; Van der Vaart (Saha 75), Adebayor, Bale

Hakem: Martin Atkinson // Seyirci: 41,830

24 Aralık 2011 Cumartesi

PL 17. Hafta: Tottenham 1 - 1 Chelsea

Tahmin ettiğimden zor bir 90 dakika oldu bizim için. Tottenham bu seneki iyi gidişatının sebebini gayet iyi kanıtladı bizim karşımızda da. Öylesine bir maç oldu ki yediğimiz golün hemen ardından beraberliği yakalayamasaydık muhtemelen fark yiyebileceğimiz bir karşılaşma olurdu. Fakat 1-1'den sonra da maçı çok rahat alabileceğimiz pozisyonlara girdik. Ama ikisi de olmadı ve geçen hafta Wigan karşısında aldığımız skoru tekrarladık. Böyle skorlarla devam edersek zirveyle aramızdaki 11 puanlık farkı kapatmamız gerçekten çok zor. Bakalım neler olacak göreceğiz...

Maça kısaca bakacak olursak karşılaşmanın ilk 20 dakikası, yani golü bulana dek (10. dakikada Mata'nın sert vuruşu sonrası Sturridge ile kaçırdığımız çok net pozisyonu saymazsak) sahada yoktuk adeta. Yaklaşık %70'e karşı %30'luk bir topla oynama oranına sahiptik ve sadece Tottenham'ın ataklarını savurmakla uğraşıyorduk diyebiliriz. Nitekim bu futbolla golü yememiz fazla sürmedi ve 7. dakikada Adebayor ile buldular golü. Oyun golden sonra da aynen böyle devam ederken 22. dakikada geliştirdiğimiz bir atakla Cole'ün harika ortasında Sturridge ile bu sefer biz golü bulmayı başardık. Top, Cole'ün eline çarptığı için beraberlik golümüz ciddi itirazlar görse de pozisyona çok yakın olan Webb olayı çarpma olarak değerlendirdi ki doğru karar da buydu. Golü bulduktan sonra öncesine göre biraz daha toparlanmış bir görüntü çizmeye başladık. İkinci yarıya başladığımızdaysa daha iyi olan taraf artık bizdik. Fakat kalan dakikalarda her iki taraftan birçok pozisyon izlememize rağmen ne onlar ne de biz Londra derbisinde eşitliği bozacak golü bulamadık ve maç 1-1 tamamlandı. İkinci golü o dakikalarda bulduğumuz için şanslıyız çünkü fena bir gidişat içerisindeydik ilk 15-20 dakika. Bunu çevirmemiz atacağımız bir gole bağlıydı ve bunu da yine Sturridge ile bulduk. O da bu sezonki 10. golünü atmış oldu. Maçın adamı ise tartışmasız Ashley Cole'dü. En kritik an olarak gösterebileceğimiz pozisyon ise maçın sonlarına doğru Adebayor'un vuruşunda Terry'nin yatarak müdahalesiydi. Tottenham'ın son dakikada öne geçmesi ikinci yarıdaki en azından beraberliği hak eden oyunumuza karşı kötü bir darbe olurdu. Ama neyse ki olmadı...

Bu beraberlikle beraber puanımızı 33'e yükselttik ve 4. sıradaki yerimizi koruyoruz. Sırada Fulham maçı var. 13. sırada bulunan Fulham'a karşı Pazartesi günü Stamford'da oynayacağımız maçtan 3 puan almamız zor olmayacaktır diye düşünüyorum. Umarım yine beni yanıltacak ve Chelsea taraftarını üzecek bir skorla ayrılmayız sahadan. En kısa zamanda bir istikrar yakalamazsak anca bu sıralarda bitiririz ligi ki bu da Chelsea gibi bir takıma hiç yakışmaz. Daha sonra görüşmek üzere.

Son olarak maçın özeti...


***
Goller: Adebayor 7 - Sturridge 22

Chelsea (4-3-3): Cech; Bosingwa, Ivanovic (Ferreira 33), Terry (k), Cole; Ramires, Mikel Obi (Romeu 45), Meireles; Sturridge, Drogba (Torres 77), Mata

Tottenham (4-2-3-1): Friedel; Walker, Gallas, King (k), Assou-Ekotto; Parker, Sandro; Van der Vaart (Pavlyuchenko DA), Modric, Bale; Adebayor

Hakem: Howard Webb // Seyirci: 36,141

30 Nisan 2011 Cumartesi

PL 35. Hafta: Chelsea 2 - 1 Tottenham

Tek kelimeyle "ilginç" bir maç oldu. Şöyle baktığımızda 1-0 yenilirken 2-1'e harika ve zorlu bir dönüş gibi gözüküyor ama 2 golümüzde aslında gol değil. Chelsea taraftarıyım diye bunu inkar edecek değilim. Ama nasıl olursa olsun mutlaka alınması gereken bir maçtı, aldık. Gerisi hiç önemli değil. Bu galibiyetle de zirveyle puan farkını maç fazlasıyla da olsa 3'e düşürdük ve Arsenal maçı öncesi ManU üzerinde sağlam bir baskı kurduk.

Maçın ilk dakikalarında iki tarafın da bariz bir üstünlüğü yoktu. İlk önemli pozisyon Drogba'nın direkten dönen frikiğiydi. Uzaktan güzel bir vuruş yaptı Drogba ama olmadı. Devamında da Sandro'nun golüyle 1-0 geriye düştük. Maçta bir şansımız olun istiyorsak devre arasına mutlaka beraberliği sağlayarak girmeliydik ve 45'te Lampard'ın uzaktan şutuyla öne geçtik. Gomes önce tuttuğu topu elinden kaçırdı ama aslında top tamamen çizgiyi geçmeden de yakalamayı başardı. Fakat yan hakem, durduğu yerden dolayı pozisyonu gol olarak değerlendirdi (o topu elinden kaçıran kaleciye de müstahaktır bu karar) ve böylelikle 1-1'lik eşitlikle soyunma odasına gittik. İkinci yarıyaysa, ilk yarıdakine göre daha atak ve istekli bir oyunla başladık. Gayet üstün bir oyunla, önemli pozisyonlar bularak tüm 45'i götürdük diyebiliriz. Defoe oyuna girdikten sonra biraz etkili oldu rakip ama bu yarıda kayda değer bir pozisyonları yok diyebiliriz. Maçın bitimine doğru Kalou'yla galibiyeti yakalayan golü bulduk. Bu golümüz de maçta izlediğim tekrarlara göre ofsayttı ama ne olursa olsun yine hakemin kararıyla gol değeri kazandı ve maçı 2-1'lik galibiyetimiz ve çok önemli bir 3 puanla sonlandırdık.

Kaç maçtır harika bir şekilde götürdüğümüz klasik 4-3-3'ümüzden bugün dönmüştü Ancelotti. Torres'i de kullanacağım diye iyi sonuçlar aldığımız taktikten dönmek ne derece doğru bilmiyorum ama şu kesin ki 4-3-3 bu takımın formasyonu. Bununla başlasaydık -bilinmez tabii ama- çok büyük ihtimalle daha üstün bir oyunla götürebilirdik maçı. Neyse ki ve ne yazık ki bugün yine etkili olamayan Torres'i 62'de çıkardı Ancelotti ve ikinci golümüzü atan Kalou'yla 4-3-3'e geçtik. Ayrıca Kalou'da bugün dikkatimi çeken bir şey vardır: Golü attıktan sonra fazla sevinmedi. Sanıyorum ki sitemi Ancelotti'ye... "Bak beni ilk 11'de başlatmıyorsun ama bu takımda en çok gol atanlardan biriyim." der gibiydi. Haklı da. 50 milyon sterlin verildi diye Torres'i kullanma zorunluluğunda hissetmemeli kendini Ancelotti. Antrenmanlarda kim iyiyse onunla başlamalı. Maçlardaki performanslara bakınca da antrenmanlarda Torres'in Kalou'dan daha iyi olduğunu düşünmüyorum açıkçası. Ama biz ne dersek diyelim kararı veren Ancelotti sonuçta. Uzun süredir harika bir grafiğimiz var. Umalım da hatalı oyuncu tercihleriyle kalan 3 maçımızdan birini veya birkaçını yakmayalım.

Zirvedeki ManU 73 puan, bizse 70... Yarın lider, Arsenal deplasmanına gidiyor. Onlar da ikinciliği kovalayan bir ekip. Son maçlarda iyi bir grafiği yok Arsenal'in ama kalan 4 maçta ikincilik için her şeyi yapacaklardır. Umuyorum ki yarın Emirates'te kazanan Arsenal olur ve ertesi hafta Old Trafford'a 3 puan farkla gideriz. Çok zor ama orada alacağımız bir galibiyetle de zirveyi alırız. Kalan 2 haftada da zirveyi koruyabilirsek bu iş biter ve bu sezon Avrupa liglerinin en iyi dönüş yapan takımı oluruz. İşimiz çok zor tabii ama neden olmasın...

12 Aralık 2010 Pazar

PL 17. Hafta: Tottenham 1 - 1 Chelsea

Bir "Oh!" çekemedik. Tam da artık 3 puan geliyor, şöyle güzel bir oh çekip rahatlayacağız, tekrar kendimize geldiğimizi hissedeceğiz derken ilk golü atan Drogba, penaltıyı kaçırınca yine bütün umutlar haftaya kaldı. Tabii yavaş yavaş ligin zirvesinden de uzaklaşarak.

Maça bakacak olursak ilk yarı iyi, ikinci yarı ise çok iyiydik diyebiliriz. Yani 90 dakikayı böyle özetleyebiliriz. Çok kritik pozisyonlar bulduk her iki yarıda da. Özellikle Kalou'yla bulduğumuz birçok pozisyon vardı ama değerlendiremedik. Yine bir Drogba'yla başlamama durumu yaşadık aynı Liverpool maçında olduğu gibi. Ama ikinci yarıya yenik başlayacak olmamız Ancelotti'yi aynen o maçtaki gibi harekete geçirip Drogba'yı oyuna sokmasına neden oldu. Bilemiyorum Drogba oyuna ilk yarı başlasaydı her şey farklı olur muydu ama oyunda olduğu dakikalar çok iyiydi bence. Takımın atak gücünü çok etkiledi, katkı sağladı. Zaten attığımız golde onun o marifetli ayaklarından geldi. Ah bir de son dakikadaki penaltıyı atmış olsa şu an öyle bir rahatlayacaktık ki... Gerçekten muhteşem bir galibiyet serinin başlangıcı olabilirdi bugünkü maç.

Rakibin golüne gelecek olursak biliyorum o pozisyonun başlangıcında Defoe açık bir şekilde ofsayttaydı ama hakemlerin bunu göz ardı etmesi ve pozisyonun devamında golü yememiz belki de ofsaytı görüp de devam ettiren hakemin içine oturmuştur diye düşünüyorum. Yani kısacası geçen haftaki kadar olmasa da bugün de hakem mağduru olduk diyebiliriz.

Aslında maçı tekrar düşündüğümüzde sadece son 5 dakikayı izlesek bir şey kaybetmeyiz. Çünkü sonuçta o ana kadar maç berabere gidiyordu -tabii oyun olarak değil skor olarak-. Penaltı olduğunda her şey penaltıyı kullanacak olan adamın, Drogba'nın ellerindeydi. Sadece penaltıyı atıp 3 puanı hanemize yazdıracaktı. Ama Gomes doğru tarafı seçip atlayınca dediğim gibi umutlar da bitti.

Ayrıca bugün Lampard da uzun bir aradan sonra, yaklaşık bir 15 dakika oynadı. Tabii o kadar aradan sonra hem de 15 dakika içinde ne kadar etkili olabilir bir oyuncu. Umarım haftaya Manu karşısında ilk 11'de başlar maça ve eski gücüne kavuştuğunu gösterir.

Şimdi yapılacak tek şey önümüzdeki 2 maçtan -Manu ve Arsenal- 6 puanı alıp liderlikten uzaklaşmadan, belki de tekrar oraya, ait olduğumuz yere dönerek yolumuza devam etmek. Ancelotti'nin de dediği gibi kaderimiz bu maçlara bağlı. Tottenham'dan iyi dönemedik belki ama şans hala bitmiş değil. Kaderimiz bizim ellerimizde, yani ayaklarımızda. Daha sonra görüşmek üzere.